21 Aralık 2012 Cuma

URLA

İki aylık bir Amerika macerasından eve geldiğimde annemle babam beni karşılarına aldılar ve bana dediler ki: "biz İzmir'e taşınıyoruz."

O zaman yaşadığım mutsuzluğu tarif edemem. Ama o mutsuzluk beni muhteşem bir cennetle tanıştırdığı için şimdi kendisine müteşekkirim. Şu anda Urla'nın Yağcılar Köyü civarında Altınköy'de harika bir evimiz daha var. Bu sayede hem Urla'nın altın kalbini tanıma şansını yakaladık hem de Ankara'nın çirkinliğinden kaçıp kafamızı dinlediğimiz bir sığınağımız oldu.

Altınköy Sahili
İzmir'i geçtikten sonra bir saatlik bir otoban yolu sonunda Urla çıkışından çıkıp bir yarım saatte ormanlık harika bir yoldan Altınköy'e ulaşılıyor. Daracık taşlık sokaklarla ayrılmış yemyeşil evlerin her biri sahibinin karakterini yansıtan farklı birer cennet.

Urla'daki cennetimiz

En keyiflisi bisiklete atlayıp beş dakika gittiğinizde bembeyaz devasa bir kumsal ve turkuaz çarşaf gibi bir denizle karşılaşıyor olmanız. Fakat her güzelin bir kusuru var. Bunu suyun harika berraklığına kanıp kendinizi içine atmak için ayağınızı suya değdirdiğiniz anda anlıyorsunuz. Çünkü yılın çok büyük bir kısmı su inanılmaz soğuk. Haziran ayında bir kaç hafta dalgalı ve görece ılık bir hal alıyor ve sonra bütün yaz canınıza okuyor.

Denize doğru gitmek
Ne kadar sık gidersek gidelim kafamızı bu cennetten kaldırıp Urla'nın kendisiyle ilgilenememiştik. Bu sene ilk defa anneciğimin harika rehberliğinde harika bir Urla günü geçirme şansı yakaladık.
Urla'nın çam ağaçlarıyla süslü harika yolu
İlk durağımız Urla'da bulunan eski uygarlık Klozomenea'nın kalıntıları ve dünyadaki ilk zeytinyağı fabrikası oldu.
Klazomenai Tabelası
Merkeze çok yakın olan bu harabelerin kapısına geldiğimizde bizi çok tatlı bir Egeli karşıladı. Giriş ve rehberlik hizmeti ücretsiz. Rehber zaman zaman anlaşılmaz ama son derece tatlı şivesi dışında son derece başarılı. Bize kazı sırasında bulunan fabrikayı kayıtlardan bilgi edinerek nasıl aslına uygun şekilde nasıl inşa ettiklerini, zamanında fabrikanın içinde nasıl zeytinyağı çıkarıldığını ve zeytinyağını nasıl taşıdıklarını anlattı.

Daha sonra fabrikanın içine girdik. İçeride zeytinyağının nasıl ortaya çıktığının ayrıntılı ve oldukça güzel bir tasviri ve o dönemde kullanılan malzemeler ile kendimizi geçmişte bulduk.

Şeytinyağı Fabrikası ve rehberimiz
Rehberi ilgiyle dinleyen gezi ekibimiz
Zeytinleri "amur" yaptıkları pres (aslında hamur ama
tatlı şivesiyle rehberimiz bu  şekilde dile getiriyordu :)
Nasıl zeytinyağı yaptıklarını anlatan tabela
:) Güzel Egem.
Fabrika gezimizin sonrasında anneciğim bizi Yorgo Seferis sokağına götürdü. Arabamızı parkettiğimiz yerde karşılaştığımız manzara harikaydı. Karşısı Karantina olarak geçiyormuş ve ancak özel izin ile gezilebiliyormuş. Annem de bir ara gezme fırsatı bulmuş. Cüzzam'ın ağır bir salgın olduğu dönemlerde gemiler ilk defa buraya geliyormuş. Yoğun bir muayeneden geçen yolcularda cüzzam çıkan varsa buradan çıkış izni verilmiyormuş ve ölene kadar burada kalmaya zorlanıyormuş.

Karantina'nın uzaktan görünüşü
Tam bulunduğumuz noktada tatlı bir kafe vardı. Annem arada sırada buraya gelip kitap okuduğu için ben harika bir yer olduğunu oturmadan tahmin edebiliyorum.

Denizaltı Cafe
Yorgo Seferis zamanında Urla'da doğmuş, daha sonra Atina'ya yerleşmiş ve Nobel Edebiyat Ödülü almış bir yazar. İlk gençlik yıllarını geçirdiği ev şu anda otel olarak hizmet veriyor.

Yorgo Seferis Sokağı
Yorgo Seferis Oteli'nin Bahçesi
Yorgo Seferis Otel'in lobisi
Otelin bulunduğu sokakta akşamları tezgahlar kuruluyor ve panayır alanına dönüyormuş. Biz gittiğimizde çok sıcak olduğu için  takı tezgahları ve harika resimler tarihi bir binaın içinde sergileniyordu.

Urla Gezginleri
Buradan sahile doğru yürüdük ve balıkçılarla kahvehanelerin bulunduğu kıyıyı geçerek arabamıza geri döndük. Artık Urla şehir merkezine gidebilirdik.

Urla'nın merkezine giderken
Merkez küçücük ve tipik bir Ege kasabası. Tatlı dilli esnaf, harika şeyleri ucuza satan dükkanlar ve nostaljik haliyle oldukça keyifli bir yer.

Urla'nın trafiğe kapalı iç kısmı
Merkezde Malgaca Pazarı bulunuyor. Burası pazar kültürüne aşina bizler için çok ilginç olmasa da turistlerin oldukça ilgisini çekiyor.

Malgaca Pazarı'nın girişi
İzmir'e gelip nefis katmer yemeden gitmek olmaz. Lale Katmer'de oturup üünlü lezzetin tadına ayran eşliğinde baktık. Harikaydı, sıcak sıcak yemenizi tavsiye ederim.

Ünlü Urla katmeri
Küçücük bir lokata iken büyüyüp şubeler açan Beğendik Abi ise Urla'nın uğranması gereken yerlerinden. Ege tadlarını harika şekilde sunan Beğendik Abi'nin Alaçatı'da da şubesi var.

Beğendik Abi
Beğendik Abi'nin girişi
Lezzetli zeytinyağlılar
Bizim Urla gezimiz burada son buluyordu. Gerisin geri cennetimize ve harika denizimize döndük. Bunca zamandır neden bu geziyi yapmadığımıza hayıflandığımız için size tavsiyem olanağınız varsa sakın geciktirmeyin!
Altınköy'deki cennetimiz






1 yorum:

  1. Yaaaa ben 9 yıldır İzmir'de yaşıyorum hala buraları göremedim. Tüü bana tüü :(

    YanıtlaSil