3 Ekim 2012 Çarşamba

SAINT PETERSBURG

[ 6 Eylül 2012 tarihinde oradaydık.]

For English, please scroll down the page.

Tren garından çıkarken içimizde biriken sonsuz beklentiler altında ezilen Finlandiya Körfezi'nin bu soğuk ama muhteşem şehri, ancak akşama doğru İsa'nın Dirilişi Katedrali'nin yanına vardığımız zaman içindeki aromayı bizimle paylaştı.

İsa'nın Dirilişi Katedrali
St. Petersburg, Stalin'in korkunç kıyımından ihmal edilirek nasibini almamış ve bu sebeple Çarlık döneminin bütün görkemini içinde barındıran, yürüyüş mesafeleri oldukça makul, Moskova'ya kıyasla kolayca gezilebilir bir şehir. Neva Nehri'ni geçmek dışında ayak tabanlarınızı yoran bir uzaklık yok. Her köşe başında bir başyapıt, her adımda farklı bir zenginlik içeriyor. (Gezi sırasında ve yazıda kullandığım kaynak: Berlitz Cep Rehberi Petersburg. Küçük, gezerken kullanması oldukça zor ama güzel bilgiler içeriyor).





Gezi Künyesi (Footnotes)
Konaklama (Accomodation)
Moskova - St. Petersburg treni
Konum (Location)   NA
Personel (Stuff)  3/5
Temizlik (Cleanness)  2/5
Genel (General)  2/5
Ulaşım
(Major transportation)
Yürüyüş
Para Birimi
 (Currency)
Ruble
1 TL = 17,38 Ruble
En iyi beş
 (Best Five)
1. İsa'nın Dirilişi Katedrali ve çevresi
2. Hermitaj Müzesi
3. Tavşan Adası
4.  Mihalovski Bahçesi
5.  Gribayodeva Kanalı
Mutlaka tadın
 (Must-to-eat)
Teremok'da Bilini, Borş çorbası.














Bu kısa ön bilgiden sonra her şeye en başından başlamam gerekiyor:

Moskova - St. Petersburg Tren Yolculuğu

Elimizde Ankara'da russiantrain.com'dan endişe içinde aldığım tren biletleriyle Leningradski tren istasyonunda trenin yanına geldiğimizde içimizdeki adrenalin miktarı hatırı sayılır derecelerdeydi. Bindokuzyüzkırklardan kalma bir tren ve o dönemin kadın görevlileri ile ilginç bir pasaport kontrolü (her kişi için tek tek e-bilet ve o kişiye ait pasaport gerekiyor) ile kendimizi yataklı (koğuş) vagonumuzda bulduk. Bir vagonda 54 adet yatak, her yatakta paketli birer adet nevresim takımı ve üst katlarda rulo halinde sarılmış şilteler bulunuyordu. Özellikle cam kenarında bulunan ve internette "side" diye satılan yataklar ilk bakışta iki koltuk ve bir masadan oluştuğu için sizi oldukça endişelendiriyor. Fakat daha sonra masanın yatağa dönüşebildiğini keşfediyorsunuz. Siz yine de "side" yani cam kenarı almamaya özen gösterin.

İnanır mısınız bilmem ama biz her türlü yokluğa rağmen inanılmaz keyif aldık. Gezi yorgunluğundan olsa gerek St. Petersburg'a gidene kadar hiç aralıksız uyuduk.

Nevski Prospekt

Tren garından çıktığınızda (Moskovski Vokzal) devasa bir meydanda buluyorsunuz kendinizi. Buradan ikinci sola girerseniz şehrin en ünlü caddesi size boylu boyunca merhaba diyor. Şehrin en harika yerlerine sizi götürecek bu caddede dilerseniz yürüyebilir ya da metroya binerek cadde üstündeki son durak olan Nevski Prospekt'te inebilirsiniz. Fakat yürümenizi tavsiye ederim, yol üstünde de görülecek çok güzel yerler var.

Nevski Caddesi'nden Gribayodeva Kanalı ve
 İsa'nın Dirilişi Katedrali
İlk karşınıza çıkan kanal Fontanka Kanalı. Hemen kıyısında harika Aniçkov Sarayı ve Büyük Yekaterina'nın heykelinin de bulunduğu bir park bulunuyor.

Büyük Yekaterina Heykeli

Parkın etrafından dolaşırsanız dünyanın en orantılı sokağını görebilirsiniz. Ulitsa Zodçevo Rossi, 220 metre uzunluğunda bir sokak. Her biri 22 metre uzunluğunda ve birbirinden 22 metre aralıklarla dizilmiş sütunlar bulunmakta.

Ulitsa Zodçevo Rossi

Biraz ilerinde şehrin en ilginç alışveriş merkezi olan Gostini Dvor bulunmakta. Defalarca yeniden inşa edilen alışveriş merkezi aslında minik dükkanların bulunduğu ufak sokaklardan oluşmakta, tek fark bu sokakların binanın içinde olması. Alışılagelmiş günümüz alışveriş merkezleri gibi büyük bir alanı, geniş ana caddeleri yok.

Bir sonraki kanalın karşı kıyısında (Griboyedova Kanalı) harika Kazan Katedrali bulunmakta. Önündeki meydanı yanlardan saran 111m. uzunluğunda kavisli kanatlarıyla Roma'daki Basilica di San Pietro'ya benziyor.


Kazan Katedrali

Yürümeye devam ettiğinizde Stroganovski Sarayı'nı geçerek güzel Moyka Kanalı'na ulaşıyorsunuz.


 Moyka Kanalı

Caddede yürümeye devam ettiğinizde sizi devasa Dvortsovaya Meydanı karşılıyor. Meydanda harika Hermitaj Müzesi ve Kışlık Saray ve Genelkurmay Başkanlığı Karargahı binaları bulunuyor. Soğuk, insansız ve yeşilliksiz bu meydan insanı ne yazık ki devasalığıyla büyülemekten başka bir şekilde kendine çekemiyor.


Dvortsavaya Meydanı
Hermitaj Müzesi ve Kışlık Saray

Her ayın ilk perşembesi müze ücretsiz! Bizdeki şans, tam da Eylül ayının ilk perşembesi oradaydık. Ücretsiz bile olsa bilet sırasında girip biletinizi edinmelisiniz. Hermitaj ve Kışlık Saray aslında bütün Hermitaj koleksiyonuna ev sahipliği yapan büyük bir saray kompleksi. Dolayısıyla bir biletle zaten bütün kompleksi gezebiliyorsunuz. Ben Kışlık Saray'ı gezmek için ayrı bilet alınması gerektiği konusunda israr ettiğimden bana bambaşka bir Kışlık Saray bileti daha verdiler. Ana saray binasını geçince küçücük bir ev olan bu "Kışlık Saray"ı gezen bir biz vardık. O kadar küçük ve anlamsız ki sakın siz bu konuda israr etmeyin!

Hermitaj, ah sevgili  Hermifaj...

Neyse, biz Hermitaj'a dönelim. Öylesi devasa bir müze ki sadece sarayın içini gezip farklı odaların nasıl süslendiğini görmeniz bile büyülenmeye yetiyor. Dünyanın dört bir tarafından gelen harika sanat eserleri de cabası. Biz içgüdülerimize kapılarak rasgele bir şekilde gezdik güzel sarayı. Şans eseri Rambrandt'ın harika resimlerinin olduğu odaya denk geldiğimiz için mutluyum. Eğer her bir eseri görmeliyim diyorsanız, bir aylık kombine bilet almanızı öneririm, yoksa pek şansınız yok! :)


Hermitaj'ın karşı kıyıdan görünüşü

Yolumuza Nevski Prospekt'e geri dönüp oradan Morskaya Ulitsa'ya dönerek devam ettik. Bu dar caddenin sonu sizi muhteşem bir katedrale götürüyor.

Aziz İshak Katedrali

Dünyanın en büyük tek kubbeli kiliselerinden biri olan Katedral harika dış cephesiyle görülmeye değer. Kateralin bulunduğu meydan ayrıca 1. Nikolay Anıtı'na ve Astorya Oteli'ne de ev sahipliği yapıyor.



Aziz İshak Katedrali'nin diğer tarafı

Katedralin önünden yürüyüp hemen arkasındaki Dekabristov Meydanı'na gidebilir ve Bronz Süvari, ya da diğer adıyla Büyük Petro Heykeli'ni görebilirsiniz. Puşkin'in yazdığı bir şiir sonrasında Bronz Süvari olarak anılmaya başlanmış. Petro'nun İhanet Yılanı'nı ezerken betimlediği heykel, Gök Gürültüsü Taşı denilen 1500 tondan daha ağır ve bir yıldırım çarpması sonucu bir kayalıktan kopan devasa giranit kaidenin üstünde durmakta.

Ünlü "Bronz Süvari" Heykeli

Buradan Aleksander Bahçeleri'ni geçip büyük Neva Nehri'nin kıyısa ulaştık. Dvortsovy Köprüsü'nü geçerek karşı kıyıya, Merkez Donanma Müzesi'nin önünden Rostral Sütunlara doğru yürüdük. Burası Strelka diye geçiyor ve yeni evlenen çiftlerin fotoğraf çektirmeye geldiği bir mekan olarak oldukça ünlenmiş. Rostral Sütunlar 32 m. yüksekliğinde iki harika deniz feneri. Rusya'nın dört büyük nehrini (Volga, Neva, Dinyeper ve Volhov) temsil eden şekillerle süslenmiş.


Rostral Sütunlar'dan biri
Strelka burnunu takip edip Birjevoy Köprüsü ile Apretarski Adası'na geçtik. Biraz ileride sağda tekrar minik bir köprü ile bu sefer Zayaçi Adası'na, yani Aziz Petrus ve Aziz Paulus Kalesi'nin bulunduğu adaya doğru devam ettik. Hemen köprünün yanında bulunan bir bahçede mola verdikten sonra kaleye girmeden Neva Nehri kıyısından kalenin etrafını dolaşmaya koyulduk. Burada karşımıza Kuzey Kutbu'na bu kadar yakınken hiç beklemeyeceğimiz bir süpriz çıktı:

Zayaçi Adası'nda Kale duvarlarının dibindeki kumsal
Sahili takip ettiğimizde kalenin çevresini sarmış tatlı mekanları keşfetme şansı bulduk.

Kale'nin civarı
Aziz Petrus ve Aziz Paulus Kalesi'nin girişlerinden biri

Kale kapısının önünden İvanovski Köprüsü ile tekrar Aptekarski Adası'na geçtik. Köprünün arkasında harika Sobornaya Camii'nin kubbesi sizlere merhaba diyor.


İvanovski Köprüsü'nden Sobornaya Camii'nin kubbesi

Yine kıyıyı takip ederek hemen yakınlardaki devasa Troçki Köprüsü ile Mars Parkı'na doğru yürüdük. St. Petersburg'un bu tarafı göz alıcı harika bahçelere ev sahipliği yapıyor. Mars Parkı'nın tam göbeğinde 1905 Devrimi'nde hayatını kaybeden devrimcilere adanan bir anıt mezarlık bulunuyor. Anıt mezarlıkta 1957 yılında da sönmeyen bir ateş yakılmış.

Devrim Kahramanları Anıtı- Mars Parkı

Parktan devam edip Moyka Kanalı'nı geçince ise bence şehrin en harika yeri yani Mihalovski Parkı ve St. Petersburg'un simgesi muhteşem İsa'nın Dirilişi Katedrali'ni görebilirsiniz.

İsa'nın Dirilişi Katedrali
Mihalovski Parkı'nın kapısı
Buradan Ploşad İskusstv'a doğru yürüyüp A. S. Pushkina heykelini gördük ve bizi bekleyen sirke doğru yollandık. Sirk biletini tren garının hemen yakınındaki bilet gişelerinden birinden almıştık ama şehrin belli bölgelerinde de benzer gişeler bulunmakta.

Fontanki Sirki, Fontanka Kanalı'nın hemen kıyısında, ülkenin ilk taş binasına sahip sirki olarak inşa edilmiş. Bizim gittiğimiz gösteri, Cirque du Soleil ile kıyaslandığında oldukça başarısız bir sirk. Ama çocuklarınızla beraber çok keyifli vakit geçireceğiniz garanti.

Fantanki Sirki'nin binası
Fantanki Sirki ve biz

Sirk çıkışı yine Nevski Caddesi üzerinden gara doğru yürüdük ve karnımızı doyurmak için geleneksel Rus Fast Food zinciri Teremok'ta muhteşem Bilini (bildiğimiz krep) ve pancarlı Borş Çorbası yedik. Yemeğin yanında çay içmek de Ruslara özgü adetlerden. Tam benlik :)

Teremok'da Borş Çorbası, Bilini ve çay
Şunu belirtmeden geçemeyeceğim, bütün gezi boyunca tur otobüsleri ile aynı yolu izledik. Dolayısıyla yukarıda sizlere sunduğum tarifi uygularsanız tura para vermeden kolaylıkla bütün St. Petersburg'u görebilirsiniz. Güzel geziler!

Harika Mıknatısım
We prefer to go to this beautiful city with night train from Moscow so that we will not pay for accommodation. Although the train was from 1950s, and we slept at third class with 47 other person, it was surprisingly comfortable. I recommend you to not to prefer side bed, but if no other choice, not much problem.

When you go out from Moskovski Train Station, a huge square is waiting for you. The second left is famous Nevski Prospekt. Since the distances is not very far from each other, you can visit all the city just by walking. If you prefer faster ones, metro is also suitable.

We walked through Nevski Prospekt and had chance to see Great Yekaterina Statue, the largest shopping center Gostini Dvor, amazing Kazanski Sabor and beautiful Griboyedova Canal. When you continue on Nevski, you will find yourself at the center of huge square Dvortsovaya. 

This large area is covered by Hermitaj Museum, Winter Palace and Generaltskiştab. The museum itself is one of the largest museums of the World and impossible to see all pieces on one day. We prefer to walk randomly in this gorgeous palace, since the building itself is extremely wonderful.

The other attraction is St. Ishak Katedral, with its wonderful facade. If you walk around it, you may see the Great Peter Statue at the middle of the beautiful Aleksandrovski Sad.  

Later, we passed the Dvortsovy Most to see Strelka and Birjevaya Ploşad. At the square, you can see two columns, which are called Rostalnie Columns, representing four large rivers in Russia: Volga, Neva, Dinyeper and Volhov.

The Birjevoy Most will lead you to the St. Petrus and St. Paulus Castle. If you walk around it, you can find a small sandy cost which is surprisingly beautiful. 

You can go back to the main part of St. Petersburg by using Troçki Most. This area of the city is full of beautiful gardens. In the middle of the Mars Garden, you can see the Revolution Memorial.

If you pass through the Moyka Canal, you will see one of the most gorgeous places of the city: Mihalovski Garden and Savior on Blood Cathedral.

We also had chance to see a circus. The circus building is found on the cost of Fontanka River. Although it is not as magnificent as Cirque du Soleil, you can spend quality time with your children. 

One day walking trip is enough for this wonderful city, but be prepared for rains and cold weather. However, if you are planning to see Hermitaj Museum in detail, two days will also be not enough. 




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder