9 Ekim 2012 Salı

İSTANBUL - AVRUPA YAKASI


[The English version will be coming soon!]

İstanbul öyle bir şehir ki, nereden anlatmaya başlarsan başla sonu olmayan bir yolculuk kendisi. Ben iki buçuk hafta, elimde "İstanbul Hakkında Her Şey" (Saffet Emre Tonguç & Pat Yale) kitabımla her gün başka köşelerini keşfe koyulsam da hep görülmemiş hazineler gizli kalıyor bir yerlerde. Bu sebeple ben bu iki hafta boyunca gördüğüm yerlerden ufak tefek anılar paylaşacağım, siz kendi rüyanızı yaşarken bir elinizden tutuversin diye.

Kanlıca Sahili'nden Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve boğaz

Gördüğüm şehirler içinde samimiyetle söyleyebilirim ki en güzeli İstanbul. İki farklı kıta, sayısız farklı milletin tarihi, koskoca bir imparatorluğun her taştan sızan kokusu, inanılmaz bir bohem, tarif edilemez bir lüks, akıl almaz bir fakirlik, muhteşem bir doğa... Birazdan okuyacağınız yazı az önce sıraladığım her bir özelliği barındıran farklı köşelerden parçalar içeriyor.



Gezi Künyesi
Kaynak
"İstanbul Hakkında Her Şey", Saffet Emre Tonguç & Pat Yale.




Ulaşım

Otobüs, Vapur, Tramvay, Funiküler, Tünel, Taksi.
Para Birimi

TL

En iyi beş

1. İstiklal Caddesi
2. Topkapı Sarayı ve Sultanahmet Meydanı
3. Ortaköy 
4. Pier Loti
5. İstinye
Mutlaka tadın

Kızılkayalar'da Islak Hamburger (Taksim), 
Şampiyon'da Midye Tava ve Kokoreç (İstiklal), 
İnci'de profiterol (istiklal), 
Zeyrek'te Büryan Kebabı (Kadınlar Pazarı), 
Vefa'da boza, 
J'adore'da O La La Beatrice (İstiklal).





















UYARI!!! İstanbul, özellikle Avrupa Yakası, arabayla gezilecek bir şehir değil. Bu şehri sevmek istiyorsanız arabanızı evin önüne park edeceksiniz. En yakın büfeden bir İstanbul Kart edineceksiniz ve kendinizi toplu taşımanın koynuna bırakacaksınız. Sokaklarında dolanmadan, kaybolmadan, ayaklarınızın tabanları sızlamadan, parklarda ve sahil kenarında gerçekten dinlenmek ve ağrıyan belinizi biraz rahatlatmak için oturmadan şehrin kokusu, tınısı size asla dokunamıyor.

Taksim ve İstiklal Caddesi

İnsan seline karşı yürürken bir kitapçının tepesinden süzülen minik baloncuklar ve harika bir vals müziği, bir dükkanın içinden yankılanan... Aklıma hep o soğuk İstanbul günü geliyor, İstiklal Caddesi boyunca yürüdüğümüz, kim bilir hangi yarışmaya gelip hangi anıları bavula koymuştuk. O efsane caddenin sadece ismi yetiyor nefis Islak Hamburger ve Midye Tava sebebiyle ağzımın sulanmasına. Kiminle olursan ol, ne amaçla yürürsen yürü, yüzüne tuhaf bir gülümseme konduruverir İstiklal Caddesi, ya da eski adıyla Grand Rue de Pera.

İstiklal Caddesi ve Nostaljik Tramvay
Zamanında şehir suyu taksim etmek için bütün su yollarının bağlandığı depo artık Taksim'in İstiklal girişinde bir sanat galerisi, girişi bedava. Burger King'i soluna alıp caddeden aşağı yürürken eğer fark edersen arasından geçilen her binada anlat anlat bitmez hatıralar asılı. Harika duvar seramikleriyle Markiz Pastanesi bunlardan sadece biri. Caddenin tam orta noktasında bulunan Galatasaray Lisesi'nin muhteşem kapısına hayranlıkla bakıp hemen yanındaki sokaktan içeri girdiğinde ünlü fotoğrafçı Ara Güler'in evinin yanıbaşındaki Ara Cafe, içinden söküp atamadığın nostalji hislerini şimdiye bağlayıverir.

Taksim Meydanı
Biraz aşağı yürüyüp ilk sol-ilk sağ yaptığında harika Cezayir Sokağı, yokuş aşağı merdivenlere kurulmuş cafeleriyle güzel anlar yaşaman için hazır bekler. Sokağın ismini Fransız Sokağı yapmaya çalışsalar da, burası hala Cezayir Sokağı olarak geçiyor.

Cezayir Sokağı Girişi

Kapısında meymenet olmayan her pasaj arkada derya deniz olanaklarla önüne dökülüverir. Herkes Atlas Pasajı'nı bilir, ama kimse daha aşağıdaki pasajlarda neler var bakmaz. Çiçek Pasajı'nın harika binası gözüne çarpmaz kimsenin, arka sokağındaki Nevizade'de eğlenceye koşturmaktan. Biraz aşağıda dünyanın ikinci metrosu Tünel macerasının minik meydanı ve yeni keyif köşesiyle Asmalımecid dilediğin içkiyi dilediğin hisle bütünleştirmene olanak sağlar.

Galatasaray Lisesi'nin biraz aşağısında bir ara sokakta J'adore isimli bir çikolatacı var, sokağın tam köşesinde. Burada kendi ürettikleri kaliteli çikolalar ile harika tatlılar yapıyorlar. O La La Beatrice ise spesiyalleri. Mutlaka deneyin. (Yönlendirmeleri sebebiyle Tanabay'a teşekkürler!)

J'adore
O La La Beatrice
Tünel'in tam karşısında Kırmızı Kedi diye bir kitapçı var. Eğer bir kitap ihtiyacınız varsa burayı kullanmanızı öneririm. Bambaşka şeyler ararken İstanbul kitabıyla beni tanıştıran buranın harika sahibidir.

Cihangir ve Çukurcuma

Taksim Meydanı'nından İstiklal'i sağınıza alıp Sıraselviler Caddesi'nde yokuş aşağı yürürseniz cadde sizi bohemliğin pencerelerden taştığı Cihangir'e götürecek. Ama sakın buranın sizi entel dantel el değmemişlikle  karşılayacağını beklemeyin. Kahvehanelerinde oturan insanları, sokak satıcıları, sokakların kral ve kraliçesi kedileri ile sürekli yaşayan, nefes alan, okumuş görmüş bir mahalle havasında burası. Soğancı Sokak'taki Beşinci Kat, harika boğaz manzarası ile romantik fakat tuzlu bir yemek yemenizi garanti ediyor.

5. Kat'ın manzarası

Yokuş aşağı biraz daha yürüyüp İstiklal tarafına doğru dönerseniz antikacıların daracık sokaklara sıralandığı Çukurcuma'ya varırsınız. Buradan gözünüzü korkutan yokuşlardan kaçarsanız karşınıza çıkabilecek tek yer Karaköy. Ama yokuşu tırmanmayı göze alırsanız harika dükkanlar sizi İstiklal'e çıkarmak için hazır bekliyor olacaklar.

Cihangir

Tünel, Galata ve Karaköy

Tünel, oldukça nostaljik bir ulaşım aracı. İstiklal'in sonundan Karaköy' inen tek hatlı bir sefer. Eğer Tünel'i es geçip biraz aşağı inerseniz Galata Kulesi ve Galata Meydanı'na ulaşırsınız. Cihangir'in bohemliği ve Karaköy'ün halktanlığı birbirine karışmış bu meydanın tabi ki başrol oyuncusu Galata Kulesi.

Galata Kulesi'nden Eminönü, Karaköy ve Anadolu Yakası

Çıktığınızda daracık bir koridorda inanılmaz bir kalabalıkla baş ederken bir yandan manzaranın tadını çıkarmak oldukça güç. Kule daha çok uzaktan dillere destan güzelliğine hayran olmalık. Bedi Rahmi'nin bu konuda değişik bir yaklaşımı var:

"İstanbul deyince aklıma kuleler gelir
Ne zaman birinin resmini yapsam öteki kıskanır
Ama şu Kızkulesinin aklı olsa
Galata kulesine varır
Bir sürü çocukları olur" - Bedri Rahmi, İstanbul Destanı'ndan.

Galata Kulesi

Haliç'in kıyısındaki Karaköy, lezzetli balıkçıları ve harika bir Eminönü manzarasıyla tünel çıkışı sizi karşılıyor. Tramvay, Tünel, Otobüs, Vapur ve Haliç'te gezintiler sunan tekneler sebebiyle her zaman hareketli. Buradan harika Galata Köprüsü'nün altındaki balıkçılarda keyifli vakitler geçirmeye gidebilir ve köprünün üstünden balık tutan kalabalığı hayranlıkla izleyebilirsiniz.

Galata Köprüsü

Gülhane, Topkapı ve Sultanahmet

Tarihi Yarımada deniyorsa bir bildikleri var. İstanbuldaki ilk kale şu an Ayasofya'nın bulunduğu yere kurulmuş. Yolda yürürken her taşında tarih göreceğiniz bu muhteşem bölgeyi anlatsam kelimeler yetmez. Ben tramvaydan Gülhane durağında inip önce Arkeoloji Müzeleri'ni gezdim, sadece bina olarak bile gerçekten mükemmeller (çoğul konuşuyorum çünkü üç ayrı bina ve üç ayrı sergi bulunmakta). ( Tramvaya Kabatas'tan veya Karakoy'den binebilirsiniz).
Arkeoloji Müzesi

Arkeoloji Müzeleri 
Daha sonra Gülhane parkına girip Nazım Hikmet'le sohbetleştim. Malum ne demiş: "Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda...". Çıkışta Bab-ı Ali yani meclisin toplandığı yerin kapısına dikkat etmeden geçmemek lazım.

Gülhane Parkı

Gülhane nefeslenmesinden sonra kendimi Sultanahmet Meydanı'nda buldum. Daha önce gezdiğim için etraftaki yerlere girmedim ben. Ama siz mutlaka Topkapı Sarayı'nı gezin, mümkünse bütün bir günü buraya ayırın. Kaşıkçı Elması, 4. Oda'da bulunuyor. Şehrin silüetini süsleyen Adalet Kulesi ve sahilden bacaları görünen Saray Mutfağı görülmesi gerekenlerden sadece bir kaçı.

Topkapı Sarayı sonrası harika Ayasofya'ya girerek hayranlık katsayınızı yukarılara doğru çekin. Harika ikonlar, devasa iç mekan ve Terleyen Sütun sizleri yıllar öncesine götürecek.

Ayasofya Camii

Daha sonra Sultanahmet Camii'ne girip vitraylardan süzülen ışıklarla büyülenin. Altı minareli Osmanlı camii mimarisinin tek örneği olan Sultanahmet, dini inancınız ne olursa olsun, gerçekten huzur veriyor.

Sultanahmet Meydanı ve Sultanahmet Camii

Camii'nin ön tarafı (dikilitaş ve sütunların bulunduğu oval meydan, At Meydanı ya da Hipodrom diye geçiyor) eskiden Roma'daki Circus Maksimus gibi bir hipodrommuş, dikkatli bakarsanız şeklinden çıkarabilirsiniz. Ortadaki sütun ve dikilitaşlar hipodromun ortasını süslüyormuş zamanında. Camii'nin karşısında, şu an İslam Eserleri Müzesi olan mekan, zamanında Kanuni Sultan Süleyman'nın, sonradan öldürteceği İbrahim Paşa'ya bir armağanıymış.

At Meydanı ve Dikilitaş

Yakında bir başka büyülü mekan Yerebatan Sarnıcı bulunmakta, mutlaka görün. Tramvay yolunun takip ederseniz çıkacağınız yol ise Divan Yolu. Saray erkanı Topkapı'ya bu yoldan gider gelirlermiş. Aynı zamanda Yeniçeri Yolu'da deniyor, yine aynı sebepten. Biraz yürüyünce Çemberlitaş'a varıyorsunuz. Çemberlitaş'ın altındaki kaidede ünlü Kutsal Hazine'nin gömülü olduğu söylentisi var.  Hemen arkasında Nuruosmaniye Kapısı girişiyle devasa Kapalı Çarşı sizi bekliyor. Kaybolmaya hazır olun!

Çemberlitaş

Divan yolunun devamında önce Süleymaniye Camii ve daha sonra Beyazıt ve İstanbul Üniversitesi'nin harika kapısı bulunmakta. Ben buraları bir sonraki gezime saklıyorum, o yüzden ayrıntı veremeyeceğim şimdilik.

Eminönü, Tahtakale ve Mısır Çarşısı

Eminönü'ne nereden gelirseniz gelin sizi koca Yeni Camii karşılar. Arkasındaki Mısır Çarşısı ise Kapalı Çarşı'yı aratmayacak cinsten, sadece ona kıyasla oldukça küçük. Hemen girişinde tam anlamıyla "pet shop pazarı" var. Kuşlar, balıklar, kaplumbağalar neyse de avanozların içindeki sülükler gerçekten çok tuhaf.

Mısır Çarşısı'nın arka sokakları tam bir keşmekeş. Bizim için buralar dans kostümlerine Swarovski taş aldığımız sokaklar, belki size bambaşka şeyler ifade eder. Ne de olsa ne arasanız var. Yerli halk oldukça muhafazakar, ama turist yoğunluğu o kadar fazla ki, hoşgörü sınırları olabildiğince genişlemiş, bu sebeple endişelenmenize gerek yok.

Karaköy'den Eminönü Manzarası
Böyle kısacık kestiğime bakmayın. Buralar nefesinizin kesileceği yerler. Evinizde Muhteşem Yüzyıl izler gibi hissedeceğiniz, ta Bizans'a gideceğiniz, aklınızın bir kısmını giderken burada bırakacağınız yerler.

Zeyrek, Vefa ve Bozdoğan Kemeri

Öncelikle "İstanbul Hakkında Her Şey" kitabım olmasa buraların adını bile duymamış olacaktım. Bu sebeple kitap yazarlarına kocaman bir teşekkür iletiyorum buradan. Az önce saydığım harika yerlerin biraz gerisinde, Unkapanı civarında kocaman Atatürk Bulvarı'nı ve yanındaki iki yolu kaplayan devasa Bozdoğan Kemeri sizi karşılar.
Bozdoğan kemeri

Bu kemere civarda "sur" dense de aslında sur değil. Taksim'de toplanan suların bir kısmı bu kemer vasıtasıyla İstanbul'a dağıtılırmış. Kemerin hemen arka tarafı Zeyrek olarak geçiyor. Kadınlar Pazarı denen kısmına geldiğinizde kendinizi küçük Siirt'te buluvereceksiniz. Kasaplar, balcılar ve peynirciler ile doğunun tam göbeği burası. Lütfen Büryan Kebabı deneyin. Eğer oturduğunuz yer Sur Ocakbaşı ise, üstünde İrmik Helvası da mutlaka yiyin. Hoşsohbet garsonlarıyla oldukça keyifli bir yer.

Sur Ocakbaşı'nda sarma pilav
Sur Ocakbaşı'nda irmik helvası

Atatürk Caddesi'nin diğer tarafında ise tarihi Vefa semti, ve tabi ki Vefa Bozacısı bulunuyor. Gece 12.00'e kadar açık bu nostaljik dükkan, herhalde bütün İstanbul gezim boyunca aklımda silinmez şekilde yer etmiş sayılı yerler arasında. Bir kere ben bozayı hiç sevmez iken, burada tattığım lezzetin muhteşemliğinin damağımdan yok olma şansı yok. Ayrıca mekan o kadar nostaljik ki, Atatürk'ün boza içtiği bardak sizi kendinizden geçirtecek şeylerden sadece biri. Severseniz mutlaka karşıdaki Vefa Leblebicisi'nden leblebinizi alıp öyle gelin.

Tarihi Vefa Bozacısı
Bozacının içi ve camlı kaidenin içinde Atatürk'ün boza içtiği fincan

Eyüp ve Pier Loti

Otobüsle Eyüp'e kadar gidip buradan teleferik ile muhteşem bir Haliç manzarası eşliğinde Pier Loti tepesine çıkabilirsiniz. Burası, bir mezarlığın tepesi ve çevresine kurulmuş, manzarası ile insanı büyüleyen bir tepe. Birden fazla çay bahçesi ve restoran var. En popüleri ilk karşınıza çıkan, ve burada çay 2,45 TL. Yukarıya çıkıp daha şık görünen restorana oturduğunuz zaman ise çay 2 TL'ye iniyor. Sakın cafelerin arka tarafında bir tur atmadan geri dönmeyin.

Pier Loti'de kahve keyfi

Pier Loti tepesindeki hediyelikler
Muhteşem manzara - Pier Loti
Pier Loti Tepesi

Kabataş ve Beşiktaş

Taksim Meydanı'ndan gelen Funiküler sizi Kabataş'a getiriyor. Buradan tramvaya veya vapura binebilirsiniz. Üsküdar ve Kadıköy motorları hem Beşiktaş'tan hem buradan kalksa da, özellikle Adalar vapurları sadece Kabataş'tan kalkıyor.

Kabataş Sahili

Denizi sağınıza alıp yürümeye devam ederseniz, dünyanın en güzle manzaralı futbol stadyumu Beşiktaş İnönü Stadyumu'nu görebilirsiniz. tam karşısında güzeller güzeli Dolmabahçe Sarayı, harika kapısıyla sizleri büyülemeye hazır bekliyor. Sadece bahçesinde olturmak için bile girilebilecek bu harika saray, özellikle selamlık bölümü, bu bölümde bulunan Kristal Merdivenleri ve Atatürk'ün hayata gözlerini kapattığı odasıyla beraber hem duygusal hem de görsel olarak ruhunuza dokunuyor.

Dolmabahçe Sarayı Girişi

Az ilerisinde tatlılar tatlısı Beşiktaş bulunuyor. Sahilinde akşam dokuz gibi kendi kendime yürürken, ve çevrede cıvıl cıvıl yaz mutluluğu yaşayan kalabalığın arasında dolanırken, karşıdan yüzünde devasa bir gülümseme belirmiş, mutluluktan az daha uçacak yaşlıca tek başına bir kadın belirdi. Sanırım aynı şekilde olduğum için birbirimize bakıp gülümsedik. İşte Beşiktaş, yaz gecesi sahilde insana böyle hissettiriyor.

Aslında bütün ulaşım yollarının merkezi olduğu için oldukça kalabalık. Ucuz ama lezzetli bir şeyler yemek, ucuza güzel alışveriş yapmak için çarşısı birebir. Sahilde belediyenin ucuz ve güzel yemekler yapan cafesi Beltaş bulunuyor.

Beşiktaş Sahili

Sahili takip ederek yürümeye devam ederseniz şimdi otel olarak hizmet veren Çırağan Sarayı'nı görebilirsiniz. 17. yüzyılda Kazancıoğlu Bahçeleri olarak bilinen bölgede bulunan saray Abdülmecit tarafından ünlü Sarkis Balyan'a tamamlatılmış. Çırağan Sarayı caddenin karşındaki Yıldız Parkı'na Atatürk tarafından yaptırılan kemer ile bağlanıyor. Beşiktaş'tan Ortaköy'e giderken altından geçtiğiniz görkemli kemer işte bu.

Yıldız Parkı, Yıldız Şale ve Köşkler

Yıldız Parkı, sarayın gezinti parkı olsun diye yaptırılmış harika bir koru. Sıkıntılı olan şey sahil tarafından girdiğinizde Yıldız Şale'ye, Malta ve Çadır Köşklerine tırmanız gerektiği. Dolayısıyla buraları gezecekseniz üst taraftan gelmenizi öneririm.
Yıldız Şale'nin bahçesi

Şale, saray misafirhanesi olarak yaptırılmış. 1960'lara kadar kullanıldığı için banyoları oldukça modern. Harika dev salonunda 2002 yılında Bill Clinton' a bir resepsiyon verilmiş en son. O tarihten beri müze olarak kullanılıyor.

Şale'nin devasa kabul salonu

Harika manzarası olan Malta Köşkü, daha aşağıdaki Çadır Köşkü ve merkezdeki cafe belediye tarafından cafe olarak işletiliyor ve hizmet rezalet. Hele Pazar günleri korkunç ve nedenini anlayamadığım bir sebepten gergin olan bir kalabalık Pazar huzurunuzu emip yok ediyor, kesinlikle tavsiye etmiyorum.

Park duvarlarının dışında kalan Yıldız Sarayı ise paranoyak II. Abdülhamit tarafından gözlerden uzak olmak adına konaklama amaçlı kullanılmış. Hatta sarayın hemen karşısına, kolayca görünmeden gidebilsin diye bir de camii yaptırmış. İşin ironik tarafı işte tam da bu camiide cuma namazı çıkışı suikaste uğramış.

Ortaköy

Ortaköy, hafta içi bir Eylül akşamı sahilindeki banklarda tek başıma oturup bilgisayarımda yazılar yazdığım harika bir yer. Sanırım benim bu şehirde en çok sevdiğim yerlerden biri. Sokaktaki takıcılar, teraslarında harika manzaralar sunan cafeler, gözlerimi dolu dolu yapan sahaflar ve gönül dostu sokak hayvanlarının muhteşem mekanı. Oldukça küçük bir alana kurulmuş mekanda hemen her yeri kısa sürede gezebilirsiniz.

Ana caddede otobüs duraklarının karşısında Sweet Shop diye bir dükkan var. Buradan bir tane cupcake alıverin, leziz. Diğer yandan sakın kalabalığa kanıp kumpir yemeyin, tam anlamıyla rezalet.

Ortaköy'de haftaiçi bir akşam

Buradan 2 saatlik boğaz turu tekneleri de kalkıyor. Harika Büyük Mecidiye Camii (Ortaköy Camii de deniyor) buranın sembolü. Abdülmecit tarafından Nikoğos Balyan'a yaptırılan camii, Boğaziçi Köprüsü'nün Avrupa tarafındaki ayağını süslüyor.

Sahilden devam ederseniz Kuruçeşme ve tatlı Arnavutköy sizleri Bebek'e ulaştıracak. Fakat yol sanıldığı kadar kısa değil, özellikle Akıntı Burnu'nu geçip geniş bir koy olan Bebek'te ilerlemek planladığınızdan daha fazla zaman alabilir.

Bebek ve Rumeli Hisarı

Bir zamanlar bir balıkçı köyü olan bu harika semt şehrin en güzel yerlerinden biri. Cebi şişkin insanların bol bol vakit geçirdiği Bebek'ten ucuz ve turistik olmayan boğaz turu tekneleri kalkıyormuş. Burada muhteşem hamburgerleriyle parmaklarınızı yedirtecek Dükkan Burger'in bir şubesi bulunuyor. Waffle konusunda isim yapmış Abbas'ta sırf sizin için =) waffle'ın tekrar tadına bakayım dedim fakat ne yalan söyleyeyim beğenmedim. ODTÜ Çarşıdaki waffle kesinlikle daha güzel.

Bebek Sahili

Boğaziçi Üniversitesi'nin harika kampüsü ise Bebek ve Rumeli Hisarı tepelerinde bulunuyor. Rumeli Hisarı, Fatih Sultan Mehmet tarafından 1452 yılında inşa edilmiş kalenin geriye kalan surlarını oluşturuyor. Sahilinde güzel kahvaltı mekanları bulunmakta. Özellikle pazar sabahları saatlerce sıra bekleyebilirsiniz. Genelde Emirgan'daki Sütiş kahvaltı için önerilse de biz Rumeli Hisarı'ndaki Günaydın'dan daha çok keyif alıyoruz, hem de manzarası kesinlikle daha güzel.

Emirgan, İstinye, Yeniköy ve Tarabya

Avrupa yakasının boğazdaki incileri, boğazın kuzey tarafına doğru gittikçe karşınıza çıkıyor. Emirgan özellikle harika Emirgan Korusu, Emirgan Meydanı ve Sakıp Sabancı Müzesi ile görülmeye değer.

İstinye tatlı mı tatlı bir koyda bulunuyor. Beni yanlış yönlendiren bir İstanbullu'nun sayesinde kaybolmak suretiyle bu harika koyu görme fırsatı buldum. Az daha Bebek'e buradan yürüyecektim, neyse ki haritaya bakmayı akıl edebildim. Yoksa hala yürüyordum tahminimce :). Eskiden tersane olan bölge artık minik bir liman, fakat hala durak Tersane olarak anılıyor.

İstinye

Buradan ilerisini ben görmedim. Fakat Yeniköy özellikle yalıları ile büyüleyiciymiş. Tarabya ise Cumhurbaşkanlığı Yazlık Köşkü'ne ev sahipliği yapmaktaymış.

Nişantaşı, Teşvikiye ve Maçka

Dansta hem en büyük rakiplerimiz hem de en büyük destekçilerimiz Erhan ve Seda'nın anılarıma armağan ettiği yerler buralar. Öncelike Seda'nın Teşvikiye'deki harika manzaralı evine konuk oldum. Tam bir İstanbul Hanımefendisi annesinin harika kahvesi ve güzel sohbetleriyle neşemizi bulduktan sonra kendimizi sokağa attık.
Seda'nın evinin manzarası

Gerçekten nişan taşı diye bir taş olduğu ve onu göstereceklerini iddia ettiklerinde beni çok fena kandırdıklarını sandım. Konuşmaları pek de güven vermiyordu: "evet bir tane taş var", "aslında bir kaç tane var civarda", vesaire... Sonra dolanırken Valikonağı ve Teşvikiye Caddeleri'nin kesiştiği köşede minik bir dikilitaş gösterdiler. Ben pek tatmin olmasam da boynumu büktüm. Fakat daha sonra kitaptan okuduğuma göre söyledikleri gerçekten doğruymuş. Gerçekten burada okların ulaştığı en uç noktayı işaret etmek için dikilmiş birden fazla taş bulunuyormuş ve onların bana gösterdiği de bu taşlardan biriymiş.

Nişan taşları

Yürüyüş rotamızda ünlülerin cenazelerinin kaldırıldığı Teşvikiye Cami (sözü geçen nişan taşlarından bir kaçı bahçesinde bulunuyor), Abdi İpekçi'nin süikaste kurban gittiği Abdi İpekçi Caddesi (caddedeki anıtın nişantaşlarından biri olduğu şeklindeki alaycı sözlerimden çok utanıyorum, o dakika Abdi İpekçi anıtı olduğunu bilmiyordum), Maçka Palas, muhteşem binasıyla Anadolu Teknik Lisesi, Maçka ve Demoktasi Parkları'nın tam kıyısı ve Teşvikiye Caddesi bulunuyordu.

Teşvikiye caddesi

Maçka Palas, Maçka Caddesi'ndeki harika bir apartman. Duvarında şair Abdulhak Hamid Tarhan'nın yaşadığı yeri belirtmek için koyulmuş bir plaket bulunmakta. Biraz ileride bizi duruşuyla büyüleyen İzmir Palas Apartmanı var. İçine girme konusunda kendimize hakim olamadık ve yüksek tavanlı girişine bir göz attık. İzmirli işadamı Şerifzade Ahmed Süreyya Bey tarafından 1925 yılında mimar J. D'Armi'ye yaptırılan binanın hemen yanında harika bir gül bahçesi bulunmakta.

Teşvikiye Caddesi özellikle hairka güllü dondurmasıyla tadını damağımızda bırakan Galata Muhallebicisi ve hemen yanındaki Pamuk Apartmanı ile aklımda yerini aldı. Galata, güzel dekorasyonu, uygun fiyatları ve özellikle arkasındaki yemyeşil avlusuyla çok hoşuma gitti. Yeşil avlu, o tarafa bakan bütün apartmanların ve civardaki cafelerin de bahçesinin bulunduğu bir yer.

Galata Muhallebicisi

Bu avluya bakan evlerden biri de Orhan Pamuk'un geniş ailesiyle birlikte yaşadığı Pamuk Apartmanı'nın ta kendisi. Kitaplarında sık sık burada edindiği izlenimlerden göndermeler bulaiblirsiniz. Özellikle Masumiyet Şeyleri ve İstanbul: Hatıralar ve Şehir kitaplarında bol bol buraların büyüsünden söz eder.

Kurtuluş, Mecidiyeköy ve Şişli

Canım kuzenimin evi Kurtuluş'ta. Tarif edereken: "kilisede in, evim hemen karşısında" dediğinde beni tuhaflıkların beklediğini anlamıştım. Sabah sekizde çan sesiyle uyanmak, pencereden kilise bahçesi manzarası görmek ancak böylesi bir yerde mümkün olabilir. Burası geçmişte Rumların yaşadığı bir mekanmış. Hala çok karışık bir insan profili var. Tatavla olarak geçen mekan ilk spor kulübüne de hem ev hem de isim sahipliği yapıyor. Çok renkli, çok nostaljik, çok halktan bir semt. Kurtuluş son durak ayrıca fuhuş geleneğiyle de akıllarda yer etmiş.

Aya Dimitri Kilisesi

Mecidiyeköy ise yukarı anlattıklarımın tam tersi. O kadar kalabalık, o kadar yeşilsiz, o kadar motorlu araç ki... Hiç sevemedim. Elimden geldiğince burada bulunmamaya çalışsam da hem metro, hem metrobüs hem de otobüs durakları burada olduğundan pek de fazla bir seçeneğim olmuyordu. Mecidiyeköy'de devasa Cevahir Alışveriş merkezi bulunuyor. İstanbulluların neden vakitlerini alışveriş merkezlerinde geçirdiklerine bir türlü anlam veremiyorum ama sanırım İstanbul'un yarısı boş vakitlerini Cevahir'de geçiriyor.

Şişli, Mecidiyeköy gibi yolların bağlanma noktası. Fakat daha nezih ve daha tatlı bir havası var. Halaskargazi Caddesi'nde saat kulesini ve mescidi görebilirsiniz. Cadde, tarihi binalarıyla sizleri büyülüyor.

Ulus ve gerisi

Burayı canımız Oğulcan'nın akrabalarının yaşadığı yer dolayısıyla görme şansımız oldu. O kadar huzurlu bir yer ki İstanbul'da olduğunuzu unutuyorsunuz. Geniş yemyeşil sokakları ve kısmen az katlı geniş apartmanlarıyla zengin ailelerin yaşadığı keyifli bir semt. Yakınlarda Etiler ve buranın ünlü alışveriş merkezi Akmerkez var. Burası, Levent ve Maslak ile beraber kalbur üstü camianın mekanı. Levent ayrıca bir diğer ünlü alışveriş merkezi Kanyon'a da ev sahipliği yapıyor.

Devamı: İstanbul - Anadolu Yakası için tıklayın.


1 yorum:

  1. Hello Mrs. Mr.

    I am the representative of a GROUP composed of operators
    economic. This group is involved in various activities
    as:
    Provide loans to all people in financial difficulties
    invest in well consistent and profitable projects

    For safety, trust and transparency, is the
    process to follow
    you have to travel to our base for:
    Making contact with one of our representatives and our consultant
    Financial (a meeting and -study of your project)
    Determine the existence of funds that will be available to you
    Drafting and signing the contract at the notary
    Finally, the banking formalities for the transfer of funds

    This process takes more than 72 hours to get everything done
    If you have questions, we're here to answer
    Thank you for understanding and we respond quickly

    Email: evodypepe@gmail.com

    YanıtlaSil