11 Temmuz 2012 Çarşamba

BATUM

[ 6 - 8 Temmuz 2012 tarihinde oradaydık].

Güzeller Güzeli Batum Karadeniz'i
16 saatlik bir otobüs yolculuğu. Otobüstekiler Batum'da düzenlenen bir dans yarışmasına katılmak ya da o dans yarışmasını seyretmek amacıyla okul tarafından tahsis edilmiş bir araca doluşmuş üniversite öğencileri. Kimi ilk defa yurtdışına çıkıyor. Kimi pasaportu yok diye endişeli. Çoğu neşeli, heyecanlı, meraklı. Karadeniz'in solda sakince uzanan maviliği (belki sakinliği pek de sık rastlanan bir şey değil), sağda coşkuyla yükselen yeşilliği ile görsel olarak son derece tatmin edilmiş bir şekilde Sarp sınır kapısına varıyorlar. 



SARP SINIR KAPISI : ÇIKIŞ
Sınır kapısına kısa bir tüneli geçtikten sonra ulaşılıyor.
Sarp Sınır Kapısı
Otobüsten bavullarımızı alıp iniyoruz. Önce kimlik kartlarıyla geçiş yapacağımızı beyan etmemiz gereken bir gişeye uğruyoruz. Yaınında TC kimliği olanlar, 1TL ödeyerek çıkış kağıtlarını alıyorlar. Kenarları bozuk kimliklerin kabul edilmediği ve o sırada yeniden kaplanması gerektiği dedikodularına kulak asmıyoruz (siz de asmayın). Daha sonra çıkış damgasını bastırmak için Türkiye tarafında pasaport kuyruğuna giriyoruz. Pasaportu olup kimliği olmayanlar 15 TL çıkış harcını vezneye yatırıp bu sıraya giriyor. Sıra hayli uzun, özellikle cuma öğlen saatinde. Araya kaynama konusunda uzmanlaşmış Türk ve Gürcü vatandaşları sinir katsayımızı yükseltiyor. Bu sıradan kurtulduktan sonra FreeShop'la karşılaşıyorsunuz. Eğer üç günden az kalacaksanız Türkiye tarafındaki bu FreeShop'tan alışverişinizi çıkış sırasında yapmalısınız.

Türkiye sınırından çıkıp Gürcistan'a vardığınızda sizi hayli enteresan bir bina karşılıyor:
Gürcistan Sınırı
Sağ tarafta yayalar için ayrılmış bir giriş var. Tek katlı uzun bir binanın ucundan giriyor, klimalarla serinletilmiş koridorda yürüyor ve havaalanlarındakilere benzeyen pasaport kontrol sırasına giriyorsunuz. Sıra yoksa kolayca ilerliyor, kimlik ve çıkış kağıdınızı gösterip fotoğrafınızı çektirdikten sonra usulce binadan çıkıyor ve kendinizi Gürcistan'da buluyorsunuz. Fakat pasaport kontrolünden geçemeyen ya da geçmekte sıkıntı yaşayanlarımız da var. Kuzey Kıbrıs vatandaşı bir arkadaşımız kendi ülkesinin pasaportuyla giriş yapamıyor, çünkü Gürcistan KKTC'yi tanımıyormuş. Kendisine Hopa'da veda etmek durumunda kalıyoruz. 18 yaşından küçük bir dansçımız muvaffakatnamesi olduğu halde Gençlik ve Spor Bakanlığı'ndan alınmış görevlendirme kağıdı yanımızda olmadığı için girişte sorun yaşıyor, ama uzun bir bekleyişten sonra kendisini Gürcistan tarafına alabiliyoruz.


Türk Lirası'nı Lari'ye çevirmek için hemen girişteki yerleri kullanmamanız öneriliyor. Sahte para akışının çok olduğuna dair söylentiler var. Bizim otobüs şoförlerimiz bu konuda tecrübeli olduğu için biraz ilerideki bir benzincinin karşısındaki döviz bürosuna yönlendiriyorlar bizi. 1 Lira 80-85 Lari'ye tekabül etmekte bu arada.


Yol sanki köy yolu. Tek şeritli asfalt yolun sol tarafı geniş çakıl taşlarıyla süslü bir kıyı. Türkiye tarafında görmezden gelinen güzel Karadeniz'e Gürcistan tarafında adeta tapınılıyor. Sınırı geçtiğimiz anda kumsal -çakılsal-da boş bir yer bulmak, denizde yüzen kafa görmemek güç. Sanki başka bir ülkeye değil minik bir tatil kasabasına gelmişsiniz gibi. Batum'a kadar giden yarım saatlik yolculuğa işte bu manzara eşlik ediyor.


BATUM: İLK İZLENİM
Gürcistan'ın asıl başkenti Tiflis. Ancak Karadeniz kıyısındaki özerk bölge Ajaria'nın başkenti Batum olarak kabul ediliyor.
Gürcistan Haritası
Batum bizi yıkık dökük binaları, Bulgaristan'da karşılaştığımız türden Komünizm zamanından kalma lojman tipli çirkin apartmanları, fakirliği yüzüne yansımış gecekondu benzeri yapıları ile karşılıyor.
Batum apartmanları - Foto: Onur ÖZ
Otobüsümüz otelimizin önünde durduğunda endişeyle iniyoruz. Otelin adı L-Bakuri. 
Otelin odasındaki ayna süsü
Lobiye girdiğimizde yüzümüze vuran eski kumaş ve bu kumaşlara sinmiş sigara kokusu, bize hala kapalı alanlarda sigara içilmesiyle ilgili bir kanun olmadığını hissettiriyor. Mobilyalar, bar, resepsiyon oldukça eski. Yirmi yıl öncesinin Türkiye'si gibi. Otel odasında da aynı hava hakim. Yerleşiyor ve keşif için kendimizi dışarı atıyoruz. 


BATUM: YAKINLAŞMALAR
Yarışmayı organize eden ekipten iki kişi bize rehberlik etmek için otelimize geliyor. Otobüsle yemek yemek için gideceğimiz mekanı bize onlar öneriyor. Ortam harika.
Batum'da güneş batımı - Foto: Hazal BAYTOK
Upuzun muhteşem bir kumsal, bu kumsalın hemen sonrasında yer yer esprili heykellerle süslenmiş geniş bir yaya ve ayrı bir bisiklet yolu, bu yolun diğer tarafında ise Karadeniz yeşili arasında kendini gösteren binalar bulunmakta.
Kule'den Park Manzarası - Foto: Hazal BAYTOK
Adliye binası - Foto: Onur ÖZ
Büyük bir parkın yanındaki Kule (Tower) Restoranı'ında yemek yemeye karar veriyoruz.
Kule Restorant- Foto: Hazal BAYTOK
Son derece kalabalık bir ekip olduğumuz için de olabilir, Gürcistan'daki hizmet sektörünün Türkiye'den son derece farklı olduğundan da olabilir ama sipariş verdiğimiz yemeklerin bir kısmı gelmiyor, unutmuşlar. Özür dilemek yerine bizim çok kalabalık olduğumuzu bahane eden değişik bir garsonumuz bile var. Dolayısıyla iyi hizmet almak amacıyla Batum'u ziyaret etmemenizi önermek zorundayım. Her türlü tuhaflığa hazırlayın kendinizi, ya da en iyisi Türk bir lokanta sahibi veya garson bulun kendinize.
Yemeği gelenler ve gelmeyenler
Gürcistan'da midenizi mutlu etmek için oraya özel pidesi Khaçapuri ve yine oraya özgü Armut Gazozu'nu denemenizi öneririm. Gerçi Armut gazozuna Limonat diyorlar ama olsun. Ayrıca Netakthari isimli yerel biraları da çok lezzetli.
Khachapuri
Gürcü Birası Netakhtari
Yemeği beklerken kuleye çıkıp manzaranın tadını çıkarıyoruz.
Kule aşkı

Yemeğini yiyebilenler  işlerini bitirdiğinde Kule'den ayrılıyor ve kuzeye doğru deniz kıyısından zaman zaman yürümeye zaman zaman keyif yapmaya koyuluyoruz.
Deniz Kıyısı keyfi- Foto: Hazal BAYTOK
Bu yola Bulvar diyorlar. Şehir merkezinin içlerine kadar uzanıyor, hatta liman tarafında devam ediyor.
Kıyıdaki tatlı heykellerden biri
Sol tarafınıza denizi aldığınızda sağda yükselen inşaatlar hala gelişmekte olan güzel bir şehir dokusunu hissetiriyor. Merkeze yürüdükçe eskilik yerini modern, espirili, büyük keyifli bir mimariye ve rahat, güzel, keyifli bir şehre bırakıyor. 
Kıyıdaki tatlı bir heykelcik
Tam anlaşılmasa da surat şeklinde bina
Biraz şehrin içlerini geziyoruz. Devasa Shereton'un yanından içerilere girdiğinizde çok tatlı bir meydan sizi karşılıyor (Eras Meydanı).
Shereton Otel - Batum
Meydan fiskiyeleri, rengarenk katedrali ve ünlü Altın Keçi Postu heykeliyle harika. Heykel dünyanın hakimiyetini simgeleyen altın keçi postunu ve onu taşıyan Gürcistan'ı simgeliyor.
Batum Eras Meydanı
Katedral
Tatlı meydan
Fiskiyelerin arasında koşabilir, ıslanabilir veya sadece suyun tatlılığı karşısında dertlerinizi unutabilirsiniz.
Batumi Goşimi
Batum aynı zamanda kumarhaneleriyle ünlü. Biz önce Shereton'u deniyoruz. Ama kıyafet kodu olduğundan giremiyoruz.
Shereton'un muhteşem kitaplık resepsiyonu
Sonrasında Radison Blu Oteli'nin kumarhanesine girebiliyoruz. Daha önce Kıbrıs'ta gittiğimiz kadar büyük rahat ve keyifli değil. Herkes çok tetikte ve rahatsız edici gözlerle bakıyorlar. Girişte kimlik bilgilerinizi alıyor ve fotoğraf çekiyorlar. Çok tatmin edici bir deneyim olmuyor bizim için.
Kıyıda Gürcistan alfabesini taşıyan kule - Foto: Onur ÖZ
Çıkışta otele taksiyle dönüyoruz. Taksiler her yer yakın olduğu için 6 Lari civarında tutuyormuş. Ama kazıkladıkları kadar kazıklıyorlar. Üç farklı taksiden biri 7, biri 8 biri de 15 Lari istemiş. Bu bakımdan dikkatli olmanızı öneriyorum.

Batum Haritası
Kaldığımız güney kısmında marketler gece bir buçukta bile açıktı. Ama şehir merkezinde kıyı ve Türk Mahallesi denilen yer dışında yemek yiyecek yer bulmak zor, hele gece ise imkansız. İthal içkiler Türkiye fiyatına ama bira ve oraya özgü şaraplar çok ucuz.
Batum'un geniş meydanları - Foto: Onur ÖZ
Bunun dışında şehir merkezinde pembe evleriyle ünlü bir Red Light bölgesi varmış. Biz çok geç olduğu ve çok yorgun olduğumuz için bulmayı denemedik, ama ilgilenebilirsiniz. Ayrıca Tiflis Meydanı'na da gidemedik, bence siz bir uğrayın.

Tiflis Meydanı

BATUM: SON GÜN
Ertesi gün sabah on dakikalık yürüşten sonra kendimizi denizde buluyoruz. Bütün gün şezlong için bir Lari istiyorlar. Biz şezlong istemediğimizi, hemen çıkacağımızı söylediğimizde görevli bize kızıp gidiyor (Gürcülerle anlaşmak gerçekten çok zor). 

Tatlı Heykeller ve havuzlar Batum'u
Sahil çok taşlı. Denize ulaşmak bir eziyet. Çok dalgalı ve bu sebeple pis. Dalgaları atlatıp birden derinleşen kısmına gelmek sıkıntılı. Dalgalardan oluşan köpükleri atlatıp uzaktaki dubalara yüzmek ise çok keyifli. Ancak çıkışı girişinden daha zor. Dalgalar ve taşlar size ömür boyu unutamayacağınız bir deneyim yaşatabilir.

Kıyıdan içerilere doğru

Büyük kocaman yaya yolları

Pazar gününün anlam ve önemi yarışmaydı. Bu sebeple gece geç saate kadar yarışma alanındaydık. Sonrasında merkeze yakın kıyı kısmında bir Türk tarafından işletilen bir mekana oturuyoruz. Pizza, hamburger, patates kızartması gibi klasik şeylerle karnımızı doyuduktan sonra bizi bekleyen korkulu 16 saate doğru zorunlu olarak kucak açıyoruz.

Yola çıkmadan - Foto: Onur ÖZ
Daha otobüse binmeden özleyeceğim manzara- Foto: Hazal BAYTOK
Çıkışta Gürcistan Free Shop'u da var, ama Türkiye tarafındakiler kadar çeşit sahibi değil. Yine de Gürcistan'a girerken bir şeyler almayı unuttuysanız size ikinci bir fırsat sunuyor. Sınırı geçince bizim taraftakine de girebilirsiniz ama dediğim gibi eğer üç günden az kaldıysanız alışverişe izin verilmiyor.

5 Lari değerinde mıknatısı bulmak için kıyıdaki seyyar satıcılardan başka bir kaynak bulamadım. Sizler de şehir içinde bulurum diye heveslenmeden gördüğünüzü alın. Hepsi aynı ve şehir merkezine yaklaştıkça kıyıdakiler bile pahalanıyor.


1 yorum:

  1. resimler çok güzel anlatımda öyle..
    http://meteormete.blogspot.com.tr/2012/12/mete-gurcistanda.html

    YanıtlaSil