20 Temmuz 2012 Cuma

İSTANBUL - BÜYÜKADA

[3 Haziran 2012 tarihinde oradaydık.]
Yüreği Büyük Ada
İstanbul beni korkutuyor. Ya hakkını veremezsem. Ya yazarken en güzel şeyleri atlar da sizleri yanlış yönlendirirsem. Ya bilmediğim kaçırdığım tonlarca şey varsa... Sonra düşünüyorum: işte İstanbul'u anlatan tam da bu duygu! Ne kadar gezerseniz gezin asla yetmediğine inandığınız, her köşesinde sizleri bekleyen süprizlerden bir kaçını kutlarken çoğunu kaçırdığınız çünkü aynı anda bir kaç yerde olamayacağınız bir yer İstanbul.

İlk kez istanbul'a 1989 yılında Dali'nin sergisine gezmeye gitmiştim. Tabi ben yedi yaşındayım, Dali kim bilmem etmem o zamanlar. Annemlerin peşine takılmış, yıllar sonra hayranlıktan dilimi düşürecek resimlerin arasında kuzenimle umarsızca kovalamaca oynamıştık. Sonra iki kere daha sırf Dali'nin sergisini görmek için Ankara'dan kalkıp gitmemde yedi yaşımda farkında olmadan aklıma giren resimlerin etkisi muhakkak vardır.


Neyse, sadede dönelim. İstanbul zor şehir. Gezmesi de, yaşaması da, yazması tarif etmesi de zor. Bu yüzden kolaya kaçıyor ve parça parça anlatmayı seçiyorum. İlk İstanbul durağımız güzeller güzeli Büyükada.

11 Temmuz 2012 Çarşamba

BATUM

[ 6 - 8 Temmuz 2012 tarihinde oradaydık].

Güzeller Güzeli Batum Karadeniz'i
16 saatlik bir otobüs yolculuğu. Otobüstekiler Batum'da düzenlenen bir dans yarışmasına katılmak ya da o dans yarışmasını seyretmek amacıyla okul tarafından tahsis edilmiş bir araca doluşmuş üniversite öğencileri. Kimi ilk defa yurtdışına çıkıyor. Kimi pasaportu yok diye endişeli. Çoğu neşeli, heyecanlı, meraklı. Karadeniz'in solda sakince uzanan maviliği (belki sakinliği pek de sık rastlanan bir şey değil), sağda coşkuyla yükselen yeşilliği ile görsel olarak son derece tatmin edilmiş bir şekilde Sarp sınır kapısına varıyorlar.