14 Haziran 2011 Salı

ODTÜ

Yaşadığım şehri anlatmak gerek diye düşünüyorum ama elim varmıyor. 29 senedir her gün içinde yaşadığım şehri az da olsa seviyorsam mekansal anlamda bir, belki iki sebebi var. İşte bu sebeplerin en özeli: ODTÜ Kampüsü.
A1 kapısı girişindeki Bilim Ağacı



Ankara'nın içindeki yeşil cennet sadece mekansal anlamda değil, mekanla beraber büyüyüp olgunlaşmış kültürü ile de Ankara'nın içinde bir vaha. 


 Kurulduğu 15 Kasım 1956 tarihinde adı "Orta Doğu Yüksek Teknoloji Enstitüsü" imiş. Eğitime başladığında  Kızılay'da Müdafaa Caddesi'nde Emekli Sandığı'na ait küçük bir bina ile TBMM arkasında bulunan barakalarda geçirdikten sonra, 1963 yılında ülkemizin ilk yerleşkesi olan bugünkü yerine taşınmış. Güzel kampüsümüz, yakınlarda kaybettiğimiz Kurucu Rektörümüz Kemal Kurdaş'ın büyük yüreği, ve öğrencileriyle beraber ortaya koyduğu büyük emeği ile ortaya çıkmış. Her bir ağacı öğrenciler ve akademisyenler kendi elleriyle dikmişler. İlk olarak 1956 yılında Mimarlık Bölümü öğretime açılmış, 1957 Şubat döneminde de Makina Mühendisliği Bölümü'nde öğretime başlanmış. 1957-1958 öğretim yılı başında Mimarlık, Mühendislik ve İdari Bilimler Fakülteleri kurulmuş, 1959 yılında da Fen Edebiyat Fakültesi'nin kuruluşu tamamlanmış. Eğitim Fakültesi ise 1982 yılında öğretime başlamış. Bugün, ODTÜ'de 40 lisans programının yürütüldüğü beş fakülte bulunmakta. (http://www.odtu.edu.tr/about/history.php)


Kampüsün genel tasarımını ve içinde bulunan çoğu binanın tasarımını Mimar Behruz Çinici yapmış. Amerikan üniversitelerinden esinlenerek (esinlenmenin ötesinde Amerika üniversitelerini ziyaret ederek ve Amerikalı uzman mimarları Türkiye'ye davet ederek) tasarlanmış kampüsün iki büyük özelliği var. Birincisi sonradan eklenen binalar göz önünde bulundurulmazsa kampüsün kuş bakışı görünüşünün şekli. Kendisi A1 kapısında doğru doğrultulmuş bir silah şeklinde:




Tabi ki bu şekil üzerinden dönen sayısız şehir efsanesi var ama ben hangisinin gerçek olduğunu bilmediğimden buraya hiç birini yazmamayı tercih ediyorum. İkinci büyük özelliği ise yine sonradan eklenmiş binaları saymazsak Metalürji ve Malzeme Mühendisliği binasının önünden geçen yoldan başlayıp Modern Diller Bölümü'ne kadar bütün kampüsün içinden geçen, sadece yayaya özel bir yolun olması. Bu şekilde tasarlanan yollara planlamacılar "Alle" diyorlarmış. Kampüsün sosyalleşme merkezleri olarak tasarlanan bu büyük yürüyüş yolu, artık çoğu üniversite kampüsünde bulunmakta.
ODTÜ'mün Alle'si
Özgürlükçü görüşün Türkiye'deki kalelerinden biri olan kampüs, katılımcı sayısı giderek azalsa da tepkiselliği ve özgürlükçü düşünce anlayışıyla hala ilk sıralarda. Bir hocam California'daki University of California Berkeley 'in Ankara versiyonu olarak değerlendirmişti üniversitemizi. (Sanırım Berkeley, öğrencilerin en çok ses çıkardığı, en liberal Amerikan okullarından biriymiş.) Siyasi görüşlerin çatıştığı o en kanlı dönemlerde Deniz Gezmiş'in kampüsteki yer altı tünellerinde saklandığı rivayet edilir. Ayrıca rektörlüğün yaklaşımına karşı çıkan bir grup gence ateş açıp bir kısmını öldüren zihniyete karşı durmak amacıyla Rektörlük binasının kafeteryaya bakan tarafındaki öldürülen öğrenci sayısı kadar uzun metal çubuğun bulunduğu heykel de dikkate değer ayrıntılardan biri.


Kampüsün çoğu yerinde bu çeşit muhteşem "ucube"lerle karşılaşmanız son derece olası. Her şeyden önce bölümlerin çoğunun önünde o bölümün araştırdığı konulara öncülük etmiş bilim adamları ve düşünürlerin büstleri bulunuyor. 
Einstein büstü
Yine çeşitli şehir efsanelerine konu olmuş matematik bölümü önündeki çalışkan kız heykeli:
Matematik Bölümü önündeki heykel
"Yaşasın C aldım!" heykeli ise stadyumun hemen girişini süslüyor. Hilal bir yapının üstünden geleceğe uzanan gençlere öğrenciler durumlarına çok daha uygun bir isim koymuşlar, sanırım gerçek adını bilen yok. 


"Yaşasın C aldım!" Heykeli
Fotoğrafın orijinali için: http://murathansarvan.blogspot.com/2008/05/beautiful-vs-kitsch-on-metu-campus.html

Tabi ki bir biyoloji eğitimcisi olarak Stadyum merdivenlerine silinmez boyalarla yazılmış Devrim yazısından, ve 2009 yılında TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisi'nin yazarlarından birinin Darwin yılı kapsamında hazırladığı kapağı yasaklayan zihniyete karşı duran insanların birleşip bu Devrim yazısının "D" harfini etten duvarla bir süreliğine kapatıp "Evrim" yazısını ortağa çıkardığından bahsetmeden geçeyeceğim. (Aniden ortaya çıkan engellenemez sevgi hissi: canım okulum!)
Devrim ve ODTÜ
Devrim'de Evrim Eylemi
Öğencileriyle vakit geçirmeyi çok seven öncü profesörümüz ve eski rektörümüz (kendi isteğiyle rektörlükten ayrılmış), Endstri Mühendisliği önünde yine en sevdiği yeri almış görünüyor:
Mustafa Parlar Anıtı
Mimarlık Fakültesi önünde bulunan farklı renklerdeki üç adet tuhaf çubuk ise çok değerli bir amaca hizmet etmekte. Tam 10 Kasım 09:05'te bu üç dev çubuğun gölgesi yere "ATA" yazısı şeklinde yansıyor(muş, çünkü ben hiç görmedim). -Güncelleme: bu konu ve diğer ODTÜ efsaneleri ile ilgili ayrıntılı bilgiye http://www.izinsizgosteri.net/2009/tarihce/haluk.kalafat._43.html adresinden ulşabilir, enteresan bilgiler edinebilirsiniz.-
Ata Heykeli
ODTÜ kendi içinde yaşayan bir şehir. Bölümlerin bulunduğu ana kısım içinde yenilenmiş ve kırmızı koltuklarıyla ünlenmiş kütüphanesini, uygun bir ücrete karnınızı doyurabileceğiniz kafeteryasını, popülerliğini günden güne arttıran açık büfe yemek mantığını ODTÜlülerle buluşturan Çatı'yı da bulabilirsiniz.

Kütüphane koltukları
Çatı

Burada bizim kendi aramızda zamanında Fizik Çimenleri diye adlandırdığımız, fakat sanırım literatüre Rektörlük Arkası olarak geçmiş, ortasında Atatürk Anıtı'nın bulunduğu geniş yeşil alan ise öğrencilerin ders aralarında rahat nefes aldıkları, zaman zaman çeşitli müzik aletlerinin de sesini duyabileceğiniz harika bir mekan. (Kışın çok kar yağdığında buradan torbalar üstünde kütüphaneye doğru kaymayan yoktur sanırım).

Atatürk Anıtı

ODTÜ'de aktif şekilde çalışan sayısız öğrenci topluluğu var. Bunlardan bir kaçı (Dağcılık, Bilim Kurgu ve Fantazi Topluluğu gibi) kafeteryanın arkasındaki minik bir barakada bulunuyor.

Bu bölgede bulunan, okulun en yüksek binası, öğrencilerin seslenişiyle "Avarel"i, zamanında derslerin baskısına dayanamayıp tepesinden kendini atan öğrencilerin efsaneleriyle ölümsüzleşiyor. (Gerçekten yaşanıp yaşanmadığını bilmiyorum).

Merkez Mühendislik Binası

Öğrencilerin derslerden sonra sosyalleştiği diğer bir bölge ise yurtlar bölgesi. Burada 1'den 9'a kadar sıralanmış devlet yurtlarının binaları, ayrıca EBİ, Mustafa Parlar gibi özel yurtların da binaları bulunmakta. Her yurdun eskiden tekel olan (korkunç olduğunu hatırlamadan geçemeyeceğim) artık özelleşmiş kantinleri var. Şüphesiz bunların en ünlüsü Kız Konuk Evi içindeki Arka Bahçe. Burası az önce bahsettiğim Çatı'nın sahiplerinin, Çatı daha yukarıda sözü geçen çirkin tekel kantiniyken açtıkları keyifli bir ortam. Yurtlar bölgesinde ayrıca açık/kapalı yüzme havuzu (yazın öğleden sonra girmenizi hiç tavsiye etmem), 9. Yurt altında bir çok öğrenci topluluğunun odası (bunlardan biri seçildiğimde önündeki çimlerde taklalar attığım, hayatımı tümden değiştiren Eşli Danslar Topluluğu, kalp), A4 (100. yıl) kapısından aşağı inen yokuşun sonunda bir kahvehane edasıyla yıllardır bahçesinde tavla oynatan Sunshine ve eskiden Jandarmaya evsahipliği yapan artık öğrencilerin kullanımına açılmış Jandarma Binası (adı böyle kalmış) bulunmakta.

Stadyum ve Yurtlar Bölgesi

Stadyum, büyük spor salonu, baraka spor salonu, Kültür ve Kongre Merkezi,  tenis kortları ve Çarşı'nın bulunduğu nokta ise yurtlar bölgesini bölümlere bağlıyor. Spor salonu çevresinde her mevsim aktif olarak spor yapan insanları görmek beni hep gururlandırmıştır. Ayrıca Çarşı'nın karşısındaki tenis kortları hiç boş kalmaz. Bu kortların önündeki banklarda ise yazın tanıdığınız herkesi bulabilirsiniz (öğrenci dilinde burası "kortlar").  Çarşı, içinde hiç değişmeden kalmış kumpiriyle ünlü Hocam Piknik dışında bir çok yemek mekanını, ayrıca bir fotoğraf stüdyosunu, bilardodan PES'e her çeşit şeyi oynayabileceğiniz Black Ball'u da içinde barındırıyor. Yazın Çarşı'dan yemek alıp önündeki, ortasından (çok afedersiniz ama böyle deniyor) b.klu dere geçen çimenlik alana oturmak bir alışkanlık. Kortların yanındaki çimenler ile bu bahsettiğim yer hafta sonları mezunların çocuklarıyla beraber keyifli vakit geçirdiği bir ortama dönüşüyor. Çarşı'nın arka kısmında ufak bir barakada hizmet veren balıkçıdan mutlaka bol soğanlı balık alıp yiyin. Gerçekten muhteşem.

Çarşı
Ünlü deremiz

Sayısız etkinliğe ev sahipliği yapan
Kültür ve Kongre Mekezi girişi
Güzel kampüste ayrıca ucunda eskiden Yalıncak köyünün bulunduğu (inanır mısınız bilmem ama babaanemler burada yaşıyormuş daha sonra devlet okul yapılacak diye istimlak etmiş) artık yürüyüş yolu olarak değiştirilmiş bir orman patikası bulunuyor. Patikanın sonuna doğru giderseniz köyden geriye kalan evlerin yıkıntılarını da görebilirsiniz. Biyoloji bölümünde okurken Bitki Biyolojisi dersinde buraya arazi gezisine getirmişlerdi. Gerçekten Ankara'nın endemik türlerini, ODTÜ Kır Çiçekleri Rehberi eşliğinde selamlamanız için mükemmel bir ortam. Mangalsız olmak kaydıyla piknik yapmak için de harika bir yer. Yalnız dikkat, son zamanlarda saldırgan köpek sürülerinden bahsediliyor bu sebeple yalnız gitmemeniz en hayırlısı.

Yalıncak Yolu

Kampüsün yeni şekillendiği Teknokent kısmı ise çalışanların bulunduğu, ODTÜ'nün kendine özgü rahatlığıyla iş dünyasının kasıntı yaşantısının biraz da olsa yumuşatıldığı bir mekan. Burada çeşitli şirketlerin bulunduğu binaları görebilirsiniz. Merkeze görece uzak ve Bilkent kapısına yakın bu mekanda ayrıca yeni yapılan yurt binaları, Spor Merkezi, öğretim üyelerinin lojmanları, Aysel Sabuncu Yaşam Merkezi, ODTÜ Bilim ve Teknoloji Müzesi, ODTÜ Geliştirme Vakfı Lisesi ve zavallı Eğitim Fakültesi bulunuyor. (En son açılan fakülte olarak buraya itilmesine şaşırmamak lazım, zavallı olan o değil de orada eğitim görmek zorunda kalan bizleriz aslında). 

Bahar Şenliği, ODTÜ'nün en ünlü etkinliklerinden biri. Gündüzleri çarşı önündeki çimenlere kurulmuş sahnede müzik topluluklarını, kortların yanındaki çimenlerde Radyo ODTÜ'nün çaldığı güncel müzikleri, akşam ise stadyumda ünlü isimlerin konserlerini ücretsiz dinleyebilirsiniz. Mayıs ayının ikinci haftası Çarşamba'dan Cumartesi'ye süren şenlikte gün boyu topluluk tanıtım masaları, el yapımı takı ve yemek satan masalar arasında aylak aylak gezinip normal fiyatının iki katına satılan ne yazık ki kalitesiz yemeklerden tadabilirsiniz. Şenlikte dolaşırken yanınızdan kovboy giysili, tuvalet kağıtlarına sarınmış, acele ile koşturan dört kişi görürseniz şaşırmayın. Onlar, Bilim Kurgu ve Fantazi Topluluğu'nun bir etkinliği olan Define Avı oyununun içinde koşturan bir çok ekipten biri. Size verilen ipuçlarını takip ederek kampüsteki bir mekandan diğerine yaya olarak koşturuyor, bu sürede ipucu alma noktalarındaki görevlilerin ellerindeki bir sonraki ipucunu alabilmeniz için sizden istedikleri tuhaf istekleri yerine getiriyorsunuz.  Bütün ipuçlarını bulana büyük bir ödül var.
METU3.jpg
Bahar Şenliği'nden bir görüntü
Define Avı
Eymir gölü ise kampüsün dışında ama yine de ODTÜ'ye ait bir mekan. Gölün etrafındaki tek yönlü patikanın başından araçla girip sonundan çıkmak yaklaşık kırk beş dakikayı alıyor. Balık ekmek yiyeceğiniz büfeler, güzel lokantalar, ODTÜ Kürek Takımı'nın çalışma alanı da burada bulunuyor. Canınız sıkıldığında derin nefes almak için mükemmel bir yer.
Eymir Gölü
Burada öğrencilerin yürekleri ile canlanmış, Türkiye'nin en başarılı radyolarından biri olan Radyo ODTÜ'yü konuşmadan geçemeyeceğim. Bütün sunucuları öğrenci olan veya daha önce öğrenci olmuş, amatörlüğü profesyonelliğe taşımış, özellikle Modern Sabahlar ile ününe ün katmış bu güzel radyonun bence en önemli özelliği kurulduğu günden bugüne dilimize sahip çıkması. Her ne kadar yabancı parçalar çalsa da, programların isimleri hep Türkçe. Bu anlamda okulumuza yakışır duruşlarından dolayı onları ayrıca kutlamak istiyorum.

ODTÜ, bir sayfa ile anlatılması imkansız, benim için büyülü bir yer. Oturup sohbet ettiğinde karşınızdakinin bilgi birikimi karşısında hayrete düşebileceğiniz, sırtında satranç rulosuyla gezen insanlarla karşılaşabileceğiniz, her an konuşan, tartışan, yaşayan, kimi zaman da çimenlerde uyuklayan ama mütemadiyen derslerden, hocalardan ve notlardan şikayetlenen öğrencilerle dolu, duvardaki etkinlik panolarında altta kalan afişleri görmekte zorluk çekeceğiniz kadar renkli, aktif, hareketli bir üniversite. Beni ben yapan, canımdan çok sevdiğim insanlarla tanıştıran güzel okulumda okumuş, okuyan ve okuyacak herkese buradan selam olsun.


Keşke mıknatısı olsa! 

4 yorum:

  1. Mıknatıs güzel fikirmiş goşi ya, tasarlasan sen bi tane :)

    YanıtlaSil
  2. bacım eline sağlık ... ODTÜ'den mezuniyetinin üzerinden uzun yıllar geçmiş olmasına karşın hala Yalıncak'ta yürümeyeye giden birisi olarak bloguna hayran kaldım, güzel bir çalışma olmuş. Ayrıca Roma sayfasındaki boş şişe taşıma tavsiyesi bana Floransa'nın sıcağında geçen haftalarımı anımsattı, teşekkürler, hayırlı ömürler ...

    YanıtlaSil
  3. Ne kadar özlemişim ODTÜ'yü.. zaman çabuk geçiyor, bu temmuzda 20. Yıl Madalyamı alacağım :)

    YanıtlaSil
  4. tebrik ederim sizi o zaman. :)

    YanıtlaSil