27 Mayıs 2011 Cuma

PRAG

[11-12-13 Eylül 2008 / 20 Haziran 2010 tarihlerinde oradaydık.]

İki şehir var ismini duyunca içimi mutlu eden, biri Amsterdam diğeri de Prag. Bütün Avrupa şehirleri birbirine benziyor, kabul. Ama bu ikisi farklı, birazcık da olsa.

Prag Çek Cumhuriyeti'nin güzel başkenti. Vltava Nehri ile ikiye bölünen güzel şehri iki kere görme fırsatım oldu. Gitmeden Dost Kitabevi'nin Prag Gezi Rehberi'ni ezberlemiş olduğumdan kendi evimi gezdirir gibi gezdirebilirim sizleri orada, ya da işte tam burada.

Praha
Şehrin içinde metroyu kullanarak veya yaya olarak gezilecek turistik beş bölge var. Nehrin karşısındaki Lesser Town (Mala Strana/Küçük Şehir) ve Prag Kalesi (Hradcany); iki tarafı birbirine bağlayan bir çok köprüden en ünlüsü Charles Köprüsü (Karlov Most), diğer tarafla Yahudi Mahallesi (Josefov), Eski Şehir (Stare Mesto/Old Town) ve Yeni Şehir (Nove Mesto/New Town).

Prag Haritası
Gezi için iki rota var. Biri kalenin oradaki metroda inip önce kaleyi ve küçük şehri gezip Charles Köprüsü'nden karşıya geçerek Yahudi Mahallesi, Eski ve Yeni Şehri gezip geri dönmek, veya yeni şehir kısmından başlayıp eski şehir meydanını ve Yahudi mahallesini gezerek köprüden geçmek ve sonra kaleye tırmanmak. Kale yolu yokuş olduğundan oradan başlayarak aşağı inmek daha az yorucu ama ikisi de uygulanabilir. Ben burada yukarıdan inişi anlatacağım.

Prag
Metroda Hrancanska ("c"nin üstünde ters şapka var) istasyonunda indikten sonra Bohemya krallarının yaşadığı kalenin girişine yürüyün. Kalenin kapısındaki heykeller muhteşemler. Çek Cumhuriyeti'nin tarihindeki önemli isimler, mesela IV. Charles (köprüye de adını veren şahıs) burada yaşamış.

Kale Girişi
Ara kapıdan geçtikten sonra içeride sizi harika bir katedral bekliyor olacak (St. Vitus Katedrali). Avrupa Gotik katedrallerle dolu ama Gotiklik konusunda en birinci şehir bence Prag (tabi gördüklerim arasında). Katedral ortaçağda bitmemiş, en uzun kule rönesans döneminde barok stili ile tamamlanmış. Stil farkını dikkatli bakarsanız farkedebilirsiniz.

Katedral
Kalenin ilerisinde Altın Yol (Zlata Ulicka) var. Zamanında burada altın madencileri yaşıyormuş. Franz Kafka'da bu sokaktaki minik mavi bir evde bir süre yaşamış. Alçak tavanlı sevimli evleri görmeye değer. Ayrıca bir de oyuncak müzesi var burada, tahmin edersiniz ki ben çok sevdim.


Altın Yol
Devamında Daliborka dedikleri bir kule var. Burada bir zindan ve işkence aletlerinin olduğu bir odayı görebilirsiniz. Dalibor, zindanda ilk hapsedilen şövalyelerden biriymiş ve efsaneye göre o kadar acıklı keman çalarmış ki kalenin dışındakiler bile ağlarmış.


Daliborka
Daliborka
Prag'da dilencilerin farklı bir dilenme metodu var. Kalenin tam burasında dilenme yöntemini betimleyen bir heykel var.
Kaledeki dilenci heykeli
Prag'da bir dilenci

Bizim kalede gezimiz bu kadardı ama vaktiniz varsa Old Royal Palace, St. George's Basilica, St. George's National Gallery, Royal Garden gezilecek diğer önemli yerlerden sayılıyor. Saat başı özellikle 12:00de kapıdaki askerlerin görev değişimlerini de görmenizi tavsiye ediyorlar, biz göremedik.


Kaleden çıkınca Küçük Şehir'e çıkmış oluyorsunuz. Burada yönetim binalarını görebilirsiniz. Karmelitska Sokağı'ndaki kilisede Hristiyan aleminin ünlendirdiği Çocuk İsa heykelini görebilirsiniz.


Çocuk İsa
Kaleden aşağıya iki şekilde inilebilir. Biri Petrin tepesi, parkın içinden şehir manzarasını seyrederek iniyorsunuz. Mini Eifell Kulesi'ne çıkıp fotoğraf çekebilirsiniz. Bir başka iniş de Küçük Şehir'in içinden tam Charles köprüsüne inen cadde (Nerudova Caddesi). Burada sağlı sollu turistik mağazalar ve cafeler var. Bu yolda evlerin bazılarının kapıları üzerinde kabartma figürler olduğuna dikkat edin. Zamanında soyadı yokken evlerde yaşayan ailelerin özelliklerine göre bu kabartmalar yapılırmış.


Ünlü Kapı Kabartması

 Küçük Şehir kısmından kıyıya iner ve biraz aşağı doğru yürürseniz minik bir adaya çıkabilirsiniz. Kampa adası Vltava nehri ile Şeytan Nehri arasında kalan küçük bir ada (burada yaşayan cadı bir kadın anısına bu isim verilmiş zavallı suya).

The Devil's stream and Kampa Island
Şeytan Nehri
Charles köprüsü ne yazık ki aşağıdaki fotoğraftakiler gibi değil. Aksine bir kısmı inşaat iskelesi ile kapatılmış, üstünde bir sürü satıcı (çok tatlı mıknatıslar ve takılar var) ve kalabalık bir insan kitlesi var. Yine de nefes kesici. Sağlı sollu heykeller (hepsinin ayrı bir hikayesi var ama buraya yazıp sizi sıkmak istemem), müthiş nehir manzarası ve köprünün iki çıkışında da sizleri bekleyen görkemli kuleleri ile tam bir ortaçağ köprüsü. Biz küçük şehir kısmındaki kuleye tırmanıp manzaranın keyfini çıkardık, diğer taraftakine çıkılabiliryor mu onu bilmiyorum açıkcası. Burası kesinlikle Prag'ı diğer şehirlerden ayıran yer -tabi bana göre-.

Charles Köprüsü
Charles Köprüsü
Asıl ziyafet şimdi başlıyor! Köprünün karşısına geçip kalabalığı takip ederek dar sokaklara girerseniz çok tatlı dükkanları gezerek farkına varmadan Eski Şehir meydanında kendinizi buluverirsiniz. Burası Jan Hus heykeli (Çeklerin Martin Luther'iymiş), Astronomi Kulesi, Tyn Katedrali, faytonlar ve bir sürü kafe ile dolu bir Avrupa şehir meydanı. Tyn Kilisesinin gotik gölgesinde birbirine yapışık evler, barok binalar, şanslı iseniz her hangi bir olayı kutlamak için kurulmuş çadırlar ile işte bütün Avrupa şehirleri birbirine benziyor demek için harika bir mekan. Enteresan bir biçimde Astronomi kulesi meydana değil, meydanın yanındaki bir sokağa bakıyor. Burada Prag'ın sembolü Astronomi Saati var. Saat başına denk getirirseniz Strasbourg'daki, Viyana'daki veya bizim bilmediğimiz çoğu yerdeki saatler gibi hareketli azizler, zil çalan iskeletler ve benzeri şeyleri görebilirsiniz. En son bir Türk (zamanında buraları fethetmiş ve korku salmış olmamızdan ötürü dünyanın tehlikelerini sembolize eden türbanlı korkunç bir figür) kafasını sallıyor ve saat tekrar duruyor.

Thynn Kilisesi
Saat Kulesi ve Thynn Kilisesi

Eski şehir merkezi

Jan Hus heykeli

Bu meydandaki evlerin kapılarında da "soyadı kabartmaları"nı görebilirsiniz (bu ismi ben uydurdum). Tynn kilisesine doğru yürürseniz çok tatlı çikolata dükkanları ile karşılaşabilirsiniz. Yanlış hatırlamıyorsam bir tanesinde nasıl şeker yapıldığına dair bir film gösteriyorlardı.

Tekrar kıyıya çıkıp nehri solunuza alarak yukarı yürüseniz Yahudi Mahallesi'ni görebilirsiniz. Burada gezilecek dört adet sinagog, bir yahudi mezarlığı ve bir de soykırım müzesi var. Biz sadece mezarlığı teller arkasından gördük çünkü gezilecek yerlerin hepsi paralı. Tellerin arkasından bile olsa mezarlık etkileyici. Güncelleme: Umberto Eco'nun yeni eseri Prag Mezarlığı'nda bahsedilen mezarlık işte tam burası.

Yahudi Mahallesi - Mezarlık
Kıyıdan bu sefer aşağıya (nehri sağınıza alarak) yürüyün. Kenarda çok güzel bir cafede bira içmiş ve gün batımını izlemiştik. Aslında patates kızartması da istemiştik ama bir yemeğin yanına koymadan tek başına getirmiyorlarmış. Can sağlığı, ne yapalım.

Kıyıda bütün haşmetiyle duran Tiyatro binası muhteşem. Önündeki sokak lambaları bile hayranlık uyandırı şekilde güzel.

Opera Bİnası
Bir sokak lambası
Buradan aradan bir yoldan Ulusal Müze'ye ulaşın (haritadan bakarsanız rahatlıkla bulursunuz). Ulusal müze yokuş aşağı inen ince uzun büyük bir meydanın tam tepesine konumlanmış. Bu meydanın adı Vaclav Meydanı (Vaclavski Namesti). Tam meydanın ortasında Aziz Vaclav'ın bir heykeli var. Şehrin bu kısmına Yeni Şehir diyorlar.

Ulusal Müze ve Aziz Vaclav Heykeli
Vaclav Meydanı
Meydandan aşağıya doğru yürüyün. Burada tanıdık markaların mağazalarını görebilirsiniz. Ayrıca Art Nouveau tarzında inşa edilmiş Hotel Evropa da bu meydanın tanınmış sakinlerinden. Tahmin edersiniz ki burası şehrin görece yeni inşa edilmiş kısmı olduğundan gotiklik yok oluyor ve yeni dönem tarzları sizleri karşılıyor.

Hotel Europa
Yeni şehir tarafında görülmesi gereken yerler  içinde Komünizm Müzesi ve Dans Eden Ev de var. Biz müzeyi gezmedik ama gecenin bir vakti dans eden evin önünde fotoğraf çektirdik. Kıyıdan bu eve doğru yürürken nehrin ortasında bir adada muhteşem bir park var, yazın orada dinlenmenizi tavsiye ederim.

Image:Fred and Ginger Building in Prague.jpg
Dans Eden Ev

Prag'da bir park
Bizim Prag gezmelerimiz bu kadarla kaldı. Aklımda kalan Karlova Vary denilen, Prag yakınlarında bir kaplıca mekanı. Gidenler çok beğeniyormuş, vaktiniz ve aracınız varsa mutlaka görün, sonra da bana anlatın.

Aşağıdaki harita neler göreceğinize dair üç boyutlu fikir vermesi adına ideal.


Bizim tiyatrolara kaberelere girmek gibi bir alışkanlığımız yok. Ama Ulusal Tiyatro'da bir eser seyretmek, bir kabere görmek, ya da tahta kukla gösterisi seyretmek harika olabilir. Black Light Theatre'da oldukça ünlü.

Son olarak mıknatıslarım:

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder